Sayın bursaonda.com okuyucuları,
Sitenizde yazı talebine evet dedik ama günlük politik gelişmeleri takip ederek onlara dair yazıları pek benden beklemeyiniz. Geçmişte çeşitli zaman ve mekanlarda envai çeşit konuda yazmıştık. Kâh bunlardan seçerek, kah sıfırdan yazarak sizlerle sık sık burada birarada olacağız. Son günlerdeki, GÜVENİLİR sandığımız kişilerden sadır olan ZENGİNLEŞME çabası rezaletine az çok değinen 2021 yılından şu yazım ile siftah yapıp sizleri selamlıyorum.
Ömer Özen
KİFAYETSİZ MUHTERİSLER BU DEVLETİ ERGEÇ BATIRACAKTIR, LİYAKAT ŞART
Tarihle ilgili derin muhabbetin tam ortasında bir arkadaş "Yahudiler akıllı adamlar" dedi. Ben anında itiraz ettim. "Hayır" dedim ve ilave ettim ."Yahudileri akıllıları yönetiyor , bizi ise vasatlarımız veya aptallarımız yönetiyordu." Arkadaş biraz düşündü: "haklısın" dedi. Masamızın mevzusuda değişti ve "LİYAKAT lıyı SEÇME yi + DEGERLENDİRME yi niçin BECEREMİYORUZ ' a döndü.
Osmanlı , Enderun' da devlet adamı yetiştirirdi. İlk 300 sene liyakatlı olmayan birisinin kamuda işbaşı yapabilmesi imkansız gibi birşeydi. İslam'dan ve liyakat ten uzaklaştıkça , koltuklar nerdeyse para ile satılmaya başlandı. Sonuç malum.
Osmanlı yıkıldıktan sonra, yani Türkiye Cumhuriyeti olduktan sonra, eski devletin zaten laçkalaşmış olan ölçme ve değer lendirme sistemlerini tamamen terketti ve yerine yenisini koyamadı; yeni bir ölçme degerlendirme seçme usulü -yöntemi- ihdas edilmedi. Başka bir ülkeden de hazır bulunup getirilmedi. Hâlbuki begensekte beğenmesekte rüşvet ile sakat hale gelmiş olsa da Osmanlı'da bir usul vardı. 1923 ten sonra YEGANE marifeti seküler olan hatta İslâm dinini ENGİZİSYON cuların dini ile karıştıran insanlar her yere her işe alınıyordu, atanıyordu. Hatta İsmet İnönü'nün dedigi gibi Ankara garına gravatlı biri inince, alıp, yabancı dili varsa dışişleri ne yoksa bakanlıklara memur yapıyorlardı. Ülkenin nüfusu arttıkça kamuda eleman ihtiyacı arttı. Bir sistem olmadığı için otomatikman her yerde KAYIRMA- TORPİL sistemini doğurdu. Hatta üniversiteler dahi öğrenci alırken mülâkat yaparlardı ve vasat öğrenciler almaya başlamıştı.
Bunu aşmak için 1970 li yıllarda merkezi seçme - test sistemine geçildi. İlk olarak da bu sistem üniversite girislerinde başlatıldı. Ve zamanla memuriyete ,askeri okullara , benzer her yere girislere SINAV yaygınlaştırıldı . İlerde FETÖ nun uyanıp sisteme önce sızıp sonra sorulara dolayısıyla koltuklara el koyması da bu sistemdeki arıza nın en büyük belirtisidir.
Sorunumuz şu dur : "Kimi kim nasıl seçecek". Bu ülke bunu çözmek zorunda. Bu hususta kimin ne önerisi varsa , ne biliyorsa en yukarılara bıkmadan usanmadan önermelidir. Problemin önemi anlaşılsın diye bir örnek ve bir öneri yazayım.
Memurların 657 sayılı kanunu hep konuşulur ama değişen birşey olmaz. Çünkü belkide bunu nasıl yapacaklarını bilemeyen adamlar bürokrasiyi yönetiyor. Eğer 657. sayılı kanunu ve mevcut kadroları nasıl düzelteceğimizi bilmiyor ve beceremiyorsak derhal "2030 yılına kadar ASKER ve POLİS HARİÇ, DEVLET MEMURLUĞUNA İLK DEFA GİREBİLMEK İÇİN, en az 1 YIL ÖZEL SEKTÖRDE ÇALIŞMAK ŞARTTİR" maddesi kanuna koyulsun. Çünkü özel sektör nasıl adam seçeceğini bilir. Torpilli, çapsız, ebleh, beceriksiz adamı 2 ay bile calıştırmaz, işten atar.
2022 ye girdik, buna çözüm formülü geliştiremezsek torpil le biyere gelen ve sonrada gözü en üst teki koltuk ta olan KİFAYETSİZ MUHTERİSLER çoğalmaya devam eder. Yani şu anda var olan tablo devam eder. Dünya da bu sıkıntıyı aşmış bir sürü devlet var. Batmak istemiyorsa bu devlet spesial bir ÖLÇME-DEGERLENDİRME- SEÇME sistemine behemehal geçmelidir. 10 bin tane uçak, 20 bin tane İHA , 30 bin tane SİHA nızda olsa. Suriye'yi, Libya'yı da fethetsek ergeç Osmanlı gibi batarız. Kudüs'üde fethetsek, bu kafayla gidersek, onu tekrar elimizden alırlar.
Yazar Alev Alatlı bu konuya çok değindi ve "Liyakati çözersek 21. yüzyıl Türklerin yüzyılı olur" demişti.
Yorumlar