İslam'ın Sarsılmaz Ölçüsü: Edille-i Şer'iyye

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Harun GÜVEN

"Hocamız derdi (sellemehullah), sohbet çok kolay. Anlatmak kolay, dinlemek kolay. En zor olan, bu duyulan, anlatılan, dinlenenler ile amel etmek en zordur. Orada bir şey denir, bir emir geçer, nehiy geçer; bunu tatbik etmek hakikaten nefse zor ve ağır gelir. Ama Rabbim kolay ederse, o ayrıdır.

Ve bu yolların devam bekası sohbet ve muhabbete bağlı. Sohbet ve muhabbet olursa bu yollar devam eder, yürür gider. Sen de müstefit olursun, fayda olur ve hayatın akışı sağlanır ve yeniden canlanır.

Her bir sohbette, muhabbette herkes alacağını alır. Böyle istediği olur. Bu gönülle, bu kalple efendime söyleyeyim, dinlemek lazım. Neyin, nerede, nasıl olacağı belli olmaz. Hatip ne yapar? Muhataba göre konuşur. Ve bunu dinleyen kişi 'Bana söyleniyor, bana anlatılıyor' diye dinlemek lazımdır. 'Bu bana değil, ben burada değilim' dememek lazım. 'Her şey bana geliyor, bana anlatılıyor' dersen çok istifade olur, sen kazanırsın. Sevap olur, mükafat olur. Karşıda 'Ona diyor, ona söylüyor; odur, budur...' Hayır, bütün oklar bizedir, bize anlatılıyor düşünmek lazım.

Sahabe-i kiramlar hep bu sohbetlerle, muhabbetlerle yürüdüler, terakki ettiler. Bir sohbetsiz, muhabbetsiz hiçbir şey kalmadılar. O sohbetler, muhabbetler o kadar keyifli ve zevkli idi; bir bakarlardı efendim, hop sabah olmuş haberleri yok. Böyle keyif, zevk içinde olurlardı. Onun bir cüzü inşallah bizde olsun. Tamamı onlar gibi olmak ne mümkün! Onlar muhabbette, sohbette ne yapmışlar? Fena olmuşlar. Yok olmuşlar, mahkum olmuşlar. Yani kendilerini kaybetmişler. Esas bize fayda verecek, götürecek bunlar olmuş oluyor.

Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözleri önümde var. Hadis-i şerifler var, iyi ki onları anlatacağız, nakledeceğiz inşallahurrahman. Bu hususta ayet-i kerimelerde Allah Teala buyuruyor ki: "Ve mâ yentıku anil-hevâ". "O peygamber ki heva ve nefsinden konuşmaz." "Anil-hevâ in hüve illâ vahyuy-yûhâ". "Ancak Allah'ın vahyi ile efendim, onlar anlatmakta ve konuşmakta." Bu bağlamda gördüğümüzde Peygamber Aleyhisselam'ın sözleri de aynı... aynı zamanda vahiydir.

Bu sözlerle din-i mübin-i İslam nedir? Tesis edilir, tanzim edilir bu sözlerle. Neyin ne olduğu sadece ayetlerden anlaşılmıyor. Ha işte, "Ve mâ yentıku anil-hevâ in hüve illâ vahyuy-yûhâ". Yani Allah'ın vahyi ile Efendimiz Aleyhisselam hareket eder, nefsinden ve hevasından konuşmaz. Hadis-i şerifler böyledir.

Efendimiz Aleyhisselam'ın sözleri budur. 'Yok nereden söyledi, nasıl dersin, kaynağı ne, bu sözün derecesi ne?' derler dururlar cahil adam adamlar. Yani Efendimiz Aleyhisselam'ın sözleri vardır, doğrudur; İslamiyet'in bütün şeylerini bu sözler temin eder, tesis eder. Ve bununla anlaşılır. Edille-i şer'iyye dört: Kur'an, Sünnet, İcma ve Kıyas. Kur'an, Sünnet, İcma ve Kıyas... Bununla ne yapılır? Tanzim edilir, ölçü konulur, kanun ve hüküm bağlanır, sonuç olur. Bunlarla yürür.

Bir şey baktığın zaman Kur'an'da, hop hemen hadis-i şeriflere bakılır. Hadis-i şeriflerde yoksa efendime söyleyeyim, içtihatlar devreye girer, bu şekilde yollar açılır. Her şey açıktır, nettir. Siyah siyahtır, beyaz beyazdır. Hak, batıl göstermiştir; doğruyu, yanlışı fark et... fark etmiştir. Böyle yürür gider. Hiçbir şey karışıklık yok. Adamın zihninde, kalbinde, gönlünde bu kuramlar karışıklık var; onlarda olur böyle bir şey.

Onun için iman pırıltısı, ışığı, nuru doğmuş, inkişaf etmiş adam niye sıkıntı çeksin? Her şey zaten meydanda olmuştur. O ferahlar, inkişaf eder, yürür gider, ferahlar."

Yorum Gönder

Yorumlar