Bursaspor’un son karşılaşmada aldığı mağlubiyet, yeşil-beyazlı camiada derin bir hayal kırıklığı yarattı.
Maçın geneline baktığımızda, iki farklı devre ve bu devrelerin getirdiği acı bir tablo...
İki farklı yarı, değişmeyen sonuç
Maçın ilk yarısında sahada ne yaptığını bilmeyen, organize olmakta zorlanan ve mücadele gücü son derece düşük bir Bursaspor vardı.
Sergilenen bu kötü futbol, kalede görülen golle birleşince takım soyunma odasına mağlup girmekten kurtulamadı.
İkinci yarıda ise sahaya daha dirençli, reaksiyon gösteren ve maça tutunmak isteyen bir takım çıktı.
Nitekim aranan gol bulunup beraberlik yakalandı. Ancak şampiyonluk yarışındaki bir takımın skor eşitliğini yakaladıktan sonra oyunu kontrol altına alması gerekirken, savunmadaki zaaflar nedeniyle kalede görülen ikinci gol tüm emekleri boşa çıkardı.
Şampiyonluk için "oyun prensibi" şart
Burada asıl üzerinde durulması gereken husus şudur:
Şampiyonluğa oynayan bir takım, sahaya yansıttığı futbolu bir prensip ve istikrar haline getirmek zorundadır. Devreden devreye değişen, maça göre dalgalanan bir performansla uzun maraton göğüslenemez.
Eğer Bursaspor, kaliteli ve disiplinli futbolu bir standart haline getiremezse bu tür puan kayıpları şampiyonluk yürüyüşüne darbe vurmaya devam edecektir.
Taraftarın her şartta verdiği destek Bursaspor'un ilacı olacaktır
Tüm bu eksiklere ve yaşanan puan kaybına rağmen yeşil-beyazlı renklere gönül verenlerin umudu bitmiş değil. Bursaspor bu ligin en güçlü şampiyonluk adaylarından biridir. Yapılması gereken; kaybedilen puanlardan ders çıkarıp inancını ve direncini bundan sonraki maçların tamamına yayarak en kısa sürede toparlanmaktır.
Taraftarın bu uzun maratonda Bursaspor’un gereken dersleri çıkararak yolun sonunda şampiyonluk kupasını kaldıracağına olan inancı ve ümidi tamdır.
Yorumlar