Yahya Demirel…
1970’lerin Türkiye’sinde büyük yankı uyandıran ve “siyasi nüfuz ticareti” tartışmalarını alevlendiren bir yolsuzluk skandalıydı. Süleyman Demirel’in yeğeni olan Yahya Demirel, henüz 20’li yaşlarında devlet ihaleleri ve mobilya alımları üzerinden usulsüz kazanç sağladığı iddiasıyla gündeme geldi; özellikle “mobilya yolsuzluğu” olarak bilinen dosyada sahte fatura ve şişirilmiş fiyatlarla kamu kurumlarını zarara uğrattığı ortaya kondu. Olay, dönemin siyasi atmosferinde büyük bir krize dönüşerek hükümetin güvenilirliğini zedeledi, muhalefetin sert eleştirilerine yol açtı ve kamuoyunda akrabalık ilişkileri üzerinden devlet kaynaklarının kötüye kullanıldığı algısını güçlendirdi. Yahya Demirel yargılandı ve ceza aldı; skandal, Türkiye’de siyaset-sermaye ilişkilerinin sorgulandığı yolsuzluk olaylarından biri olarak tarihe geçti.
Hayalî İhracat…
1980’lerde ihracat teşviklerinden yararlanmak için gerçekte yapılmamış ya da olduğundan çok daha yüksek gösterilmiş ihracat işlemlerinin sistematik biçimde düzenlenmesiyle ortaya çıktı; bazı şirketler sahte belgeler, şişirilmiş faturalar ve gerçekte gönderilmeyen mallar üzerinden devletten döviz ve vergi iadesi aldı. Denetim mekanizmalarının zayıflığı, teşviklerin hızlı dağıtılması ve ekonomik sıkışıklık, bu suistimali büyüttü. Skandal ortaya çıktığında yüzlerce firma soruşturuldu, bazı iş insanları tutuklandı, devlet teşvik sistemini köklü biçimde değiştirdi ve Türkiye’nin dış ticaret politikalarında daha sıkı kontrol dönemi başladı. Bu olay, 1980’lerin en büyük ekonomik yolsuzluklarından biri olarak tarihe geçti.
Abidin Cevher Özden (Banker Kastelli)…
Banker Kastelli olarak bilinen Abidin Cevher Özden (1933–2008), Trabzon’un Sürmene ilçesindeki Kastel köyünde doğmuş bir iş adamıydı. 1970’lerden itibaren finans piyasalarında tanınmış, 1980’de kurduğu Banker Kastelli aracılığıyla on bankanın pazarlama faaliyetlerini yürütmüş ve yaklaşık 550 bin kişinin 2,5 milyar dolarlık mevduatını yöneterek dönemin en büyük finans aktörlerinden biri hâline gelmiştir. 1982’de Merkez Bankası’nın sıkılaştırıcı düzenlemeleri ve kendi yatırım operasyonları nedeniyle sistem çökmüş; Kastelli ise yurtdışına kaçmıştır. Olay, Türkiye’nin en büyük bankerlik krizine dönüşmüş ve Turgut Özal’ın istifasına kadar uzanan siyasi sonuçlar doğurmuştur. Türkiye’ye döndükten sonra uzun yıllar kamuoyunda tartışılan Kastelli, 2 Haziran 2008’de İstanbul’da intihar etmiştir.
Yalçın Parsadan…
Parsadan olayı, 1990’ların Türkiye’sinde büyük bir siyasal ve finansal dolandırıcılık skandalı olarak ortaya çıktı. İş adamı Yalçın Parsadan, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın adını ve makamını kullanarak çeşitli iş adamlarından ve kurumlardan “devlet adına bağış” veya “yardım” adı altında para topladı; ayrıca bazı bürokrat ve siyasetçileri de sahte belgelerle kandırdığı ortaya çıktı. Skandal patlak verdiğinde Parsadan tutuklandı; olay kamuoyunda devlet otoritesinin kötüye kullanılması ve nüfuz ticareti tartışmalarını alevlendirdi. Yargılama sonucunda ceza aldı ve Parsadan olayı, 1990’ların en önemli siyasal yolsuzluk vakalarından biri olarak tarihe geçti.
Borsa İstanbul…
Son dönemde Türkiye’de kamuoyuna yansıyan borsa olayı, bazı yatırımcıların belirli hisselerde ani ve olağan dışı fiyat hareketleri yaşandığı iddiasıyla SPK tarafından inceleme başlatılmasıyla gündeme geldi. Süreçte bazı iş adamlarının ve aracı kurum yöneticilerinin ifadeye çağrıldığı açıklandı. Basında, bu soruşturmanın bir bölümünde eski bir bakanın adı çeşitli iddialar çerçevesinde anıldı; ancak bu bağlantı resmî makamlar tarafından doğrulanmış bir suç isnadı niteliği taşımamakta, yalnızca soruşturma kapsamında değerlendirilen ilişkiler düzeyinde yer almaktadır. Skandalın bu aşamasında, SPK ve yargı mercilerinin teknik incelemeleri devam etmekte olup, herhangi bir kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı için kamuoyundaki tüm değerlendirmeler, iddia niteliğinde kabul edilmektedir.
Ülkemizdeki bu yolsuzluk olayları öylesine içimizden biri gibi yaşamaya başlamıştır ki, bir kronoloji hazırlamak istesem ancak özetini yazabiliyorum.
İşte size Cumhuriyet Türkiye’sinin yolsuzluklar kronolojisinin özeti:
1948 – Yolsuzlukla suçlanan milletvekilleri soruşturmaları
1958 – Döviz ve ithalat yolsuzlukları
1963 – Köy İşleri Bakanlığı yolsuzluk soruşturmaları
1969 – İmar Bankası ilk usulsüzlük iddiaları
1971 – Yahya Demirel Skandalı (Mobilya yolsuzluğu)
1977 – Güneş Motel Olayı (siyasi rüşvet iddiaları)
1979 – Bankerler dönemi usulsüzlükleri
1982 – Banker Kastelli Krizi
1984–1989 – Hayali İhracat Skandalları
1991 – İSKİ Skandalı
1993 – Parsadan Olayı
1994 – İmar Bankası ikinci büyük kriz
1996 – Susurluk Skandalı (devlet–mafya ilişkileri)
1998 – Türkbank İhalesi Skandalı
2001 – Egebank, Yurtbank, Demirbank yolsuzluk dosyaları
2003 – Akaryakıt kaçakçılığı ve gümrük yolsuzlukları
2005 – Deniz Feneri e.V. soruşturmasının başlangıcı
2008 – Deniz Feneri e.V. Davası (Almanya)
2013 – 17–25 Aralık Yolsuzluk Soruşturmaları
2020 – Belediye ve kamu ihaleleri üzerine çeşitli soruşturmalar
2026 – Borsa İstanbul olayı
Evimdeki arşiv belgeleri, eski gazeteler yanında kimi zaman Bedri Koraman gibi üstat karikatüristlerin karikatürlerinden kimi zaman Oktay Ekşi ya da Emin Çölaşan gibi usta gazetecilerin kitaplarından yararlanarak hazırladığım bu özet kronoloji, ülkemizde son dönemde yaşanan skandal yolsuzluğun ilk olmadığını ve bizlere dedelerimizden kalan bir miras olduğunu göstermektedir.
Yani eğer biz ulus olarak akıllanmak yerine kısa yoldan köşeyi dönmek için yatmayı sürdürürsek bizleri o yatağın içinde ziyaret edecek çok insan olacağı gerçeğini unutmamalıyız.
Yorumlar